İçeriğe geç
  • Dolar 49,6047 ▲ %0,08
  • Euro 55,6856 ▼ %0,11
  • Sterlin 66,4963 ▲ %0,21
  • Gram Altın 6.563,62 ▼ %0,15
  • Çeyrek Altın 10.726,36 ▼ %0,19
  • Gümüş 91,41 ▼ %1,14
  • BIST 100 11.700,56 ▼ %0,82

Gündem

Cumartesi Anneleri 1125. hafta eyleminde Fehmi Tosun'un akıbetini sordu

Cumartesi Anneleri 1125. hafta eyleminde Fehmi Tosun'un akıbetini sordu

Cumartesi Anneleri, 1125. hafta eyleminde 31 yıl önce evinden kaçırılan Fehmi Tosun'un akıbetini gündeme taşıdı. Eşi Hanım Tosun, devlet arşivlerinin açılmasını ve faillerin yargılanmasını isteyerek, "Biz kayıplarımızı istiyoruz" dedi.

Cumartesi Anneleri/İnsanları, gözaltında zorla kaybettirilen yakınlarının akıbetini sormak amacıyla Galatasaray Meydanı'nda 1125. kez bir araya geldi. Bu haftaki eylemde, 31 yıl önce 19 Ekim 1995'te evinden kaçırılarak kaybettirilen Fehmi Tosun'un akıbeti soruldu.

Evrensel'de yayınlanan habere göre, gözaltında kaybedilen Hayrettin Eren'in kardeşi Kayıp İkbal, Tosun dosyasında tanıklar ve delillerin bulunduğunu belirtti. Eren, ulusal ve uluslararası tüm yasal yollara başvurduklarını ancak buna rağmen gerçeklerin ortaya çıkarılmadığını ve sorumluların yargılanmadığını ifade etti. Konu Medyascope, BirGün tarafından da aktarıldı.

Eren, konuşmasında Fehmi Tosun'un 35 yaşında, 5 çocuk babası olduğunu ve 19 Ekim 1995 sabahı yakın arkadaşı Hüseyin Aydemir ile birlikte Avcılar'daki evinde kahvaltı yaptığını aktardı. Aynı gün akşam saatlerinde silahlı ve telsizli, sivil giyimli üç kişinin beyaz bir Renault araçla Fehmi Tosun'u evinin önüne getirdiğini belirten Eren, "Eşi ve çocuklarını görünce 'Beni öldürecekler!' diye bağırdı. Ailesi ona doğru koşunca Fehmi zorla araca bindirilerek götürüldü. Kaçırılma olayı, ailesinin ve mahalle sakinlerinin gözleri önünde yaşandı. Hanım Tosun hemen Avcılar Karakolu'na giderek, eşinin kaçırıldığını bildirdi. Aracın plakasını verdi ve polislerden müdahale etmelerini istedi. Polisler plakayı kontrol etti, telefon görüşmeleri yaptı. Sonrasında 'Bizim yapacağımız bir şey yok' diyerek hiçbir işlem yapmadı. Hanım Tosun ve İHD, olayın aydınlatılması için tüm yasal yollara başvurdu. Ancak Fehmi Tosun'un gözaltına alındığı inkar edildi. O günden sonra Fehmi Tosun'dan da o sabah birlikte evden ayrıldığı Hüseyin Aydemir'den de bir daha haber alınamadı" dedi.

Eren, 2003'te sonuçlanan davada Türkiye hükümetinin soruşturmanın yetersiz kaldığını ve yaşam hakkını güvence altına alan AİHM'in 2'nci maddesi bakımından ihlal bulunduğunu kabul ettiğini söyledi. Benzer olayların önlenmesi için gerekli yasal düzenlemelerin yapılacağı taahhüdünde bulunulduğunu vurgulayan Eren, "Ancak bu kabul, etkin bir soruşturmayla ve sorumluların yargılanmasıyla tamamlanmadı. Fehmi Tosun'un akıbetini ortaya çıkarmak ve sorumluları belirlemek için gereken adımlar atılmadı. Dosya, zamanaşımı gerekçesiyle verilen takipsizlik kararıyla kapatıldı. Ailenin bu karara yaptığı itirazlar reddedildi. Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) yapılan bireysel başvuru da sonuçsuz kaldı. Aradan 31 yıl geçti. Fehmi Tosun'un nasıl kaybedildiğini, başına ne geldiğini ve sorumluların kim olduğunu ortaya çıkarmak için etkili bir soruşturma yürütülmedi" diye konuştu.

Hükümetin ihlali kabul etmesi ve tazminat ödemesinin adaletin yerini tutamayacağını belirten Eren, "AİHM kararlarının gereği, yalnızca ihlal tespiti yapmak ya da tazminat ödemek değildir. Devlet, yaşam hakkı ihlal edildiğinde etkili soruşturma yürütmek, gerçeği ortaya çıkarmak ve sorumluların hesap vermesini sağlamakla yükümlüdür. Hükümetin bir yandan ihlali kabul edip diğer yandan soruşturma yükümlülüğünü yerine getirmemesi, 'Tazminatı öderim, ihlale devam ederim' anlayışını beslemektedir. Bin 125'inci haftamızda bir kez daha hükümeti, AİHM kararlarının gereğini yerine getirmeye; uluslararası insan hakları yükümlülüklerini kâğıt üzerinde bırakmamaya çağırıyoruz. Fehmi Tosun'un akıbeti açıklanmalı, kaybedilmesinden sorumlu olanların belirlenmesi ve yargılanması için zamanaşımı engeline sığınmadan hukukun gerektirdiği tüm adımlar atılmalıdır" şeklinde konuştu.

Ardından söz alan Fehmi Tosun'un eşi Hanım Tosun, "Yıllardır bu meydanlarda sesleniyoruz. Devlete sesleniyorum: Siz adaletten, yargıdan, hukuktan bahsetmeyin. Eğer gerçekten adaletten bahsediyorsanız Galatasaray'a bakın. Neden bu bariyerleri burada kurdunuz? Neden bariyerlerin önündeyiz? Biz burada adaletten, hukuktan bahsediyoruz. Biz burada kimseye hakaret etmiyoruz. Biz gerçekleri konuşuyoruz. Biz kayıplarımızı istiyoruz. Onlara ne oldu, nereye gömdünüz? Binlerce kayıptan bahsediyoruz. Biz adalet istiyoruz. Gizlenen dosyalar var. Numaraları devletin arşivlerinde, Meclis'inde duruyor. Bunu çok iyi biliyoruz. Eğer barıştan adaletten bahsediyorsanız önce Cumartesi Anneleri'nden bahsedeceksiniz. Bir an önce bir mezar taşı bize göstermek zorundasınız. Arşivlerinizi açmak zorundasınız. Ondan sonra adaletten, barıştan bahsedin. Faillerin de yargılanmasını istiyoruz. Bir tane kayıp kalana kadar ve failleri yargı önüne çıkartana kadar biz meydanlarda sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

Eylem, karanfillerin Galatasaray Meydanı'na bırakılmasıyla sona erdi.

TürkAta Haber Ajansı
Aydın Gündemi

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…